Katma Değer Vergisi Kanunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Katma Değer Vergisi Kanunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2015 Perşembe

Atıkların sevkiyatı sırasında kullanılan fıçı ve plastik bidonların tesliminde KDV uygulaması

Atıkların çöplüklerde depolanması bunların bertarafı için bir yöntem olarak büyük sorunlara yol açabilir. Bu nedenle, atıkların bertaraf edilmesi yolu giderek yaygınlaşmakta ve bu alanda faaliyet gösteren işletmelerin sayısı da artmaktadır.
Bu noktada, atıkların depolanması ve bertaraf edileceği işletmelere transferi sırasında kullanılan fıçı ve plastik bidonların teslimi sırasında Katma Değer Vergisi uygulaması önem kazanmaktadır.
Bu alanda faaliyet gösteren bir işletme tarafından yapılan talebe istinaden Gelir İdaresi Başkanlığı Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığınca verilen Özelge bu yazımıza alınmıştır.

Piknik alanına giriş ücretinde Katma Değer Vergisi uygulaması


Piknik alanlarında işletmeci olarak hizmet veren kişi ve/veya kurumların yaygınlaşması ile birlikte piknik alanlarında verilen hizmetler de farklılaşmakta ve bu hizmetlerin karşılığında tahsil edilen tutarların vergilendirilmesi de önem arz etmektedir.
Yaza girdiğimiz şu günlerde piknik alanlarına girişiniz karşılığında giriş ücreti talep edilmesi ihitimali kuvvetlidir.
Bu nedenle, piknik alanına (mesire yeri) girişimiz karşılığında bizden talep edilen giriş ücreti ile ilgili olarak Gelir İdaresi Başkanlığı Muğla Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen özelge metnine yazımız içerisinde yer verilmiştir.

Matbaalarda sipariş üzerine yaptırılan baskılı karton kutuların tesliminde KDV tevkifatı


İşletmelerin amblem ve logolarını içerin baskılı karton kutular, İşletmenin kurumsal kimliğini ön plana çıkarma girişimlerinin bir parçası olarak kullanılmaktadır. İşletmelerin bir kısmı bu süreci bizzat yürütme çabası içerisinde iken çoğu işletme ise tercihlerini, bu alanda hizmet veren başka firmalardan hizmet alımı şeklinde kullanmaktadır.

Firmalardan bu anlamda sipariş alarak matbaalara amblem ve logo içeren karton kutuları ofset baskı yöntemiyle imal ettiren bir firmanın katma değer vergisi tevkifatı ile ilgili olarak Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'ndan talep ettiği görüşe verilen cevap bu yazıda yer almaktadır.

Süt üretici birliğinin Kurumlar Vergisi karşısındaki durumu


Gerek dünyada gerekse Türkiye'de süt ürünlerinin çeşitliliği her geçen gün artmakta ve süt talebi de paralel olarak artış göstermektedir.


Piyasanın talebi doğrultusunda ürün çeşitliliğini artıran süt ürünleri üreticisi sanayi işletmelerinin yarattığı bu talep süt üretimini de daha önemli hale getirmektedir.
Süt ürünleri üreticisi sanayi işletmeleri, ihtiyaç duydukları sütü, kendileri üretme yoluna gidebildikleri gibi dışarıdan sağlama (süt üretmeme veya yeterince üretememe gibi nedenlerle) yolunu da tercih etmektedirler.
5200 sayılı tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu kapsamında kurularak faaliyet gösteren süt üreticileri birlikleri, sütün pazarlanması konusunda üyesi olan üreticiler lehine rol üstlenmektedir.
Konya'da faaliyet gösteren bir Süt Üreticileri Birliği'nin, tüzüklerinin 3/b maddesi gereği, amaçlarının üyelerinin üretmiş olduğu sütün sadece pazarlamasını yapmak ve ürüne pazar bulmak olduğunu belirterek kurumlar vergisi muafiyeti konusunda talep ettiği görüşe ilişkin olarak Gelir İdaresi Başkanlığı Konya Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen özelge yazımıza alınmıştır.

8 Nisan 2015 Çarşamba

Banka hesap bildirim cetvellerinin (ekstrenin) banka dekontları yerine kullanılıp kullanılmayacağı

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü


Sayı
:
39044742-KDV.29-1625
12/06/2014
Konu
:
Banka hesap bildirim cetvellerinin (ekstrenin) banka dekontları yerine kullanılıp kullanılmayacağı.

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, şirket aktifinize kayıtlı kiralık otomobiller için İş Bankası Sultanhamam şubesinden HGS (Hızlı Geçiş Sistemi)  alınarak araçlara monte edildiği, HGS bakiyelerinin 20 TL'nin altına indiğinde otomatik olarak yükleme yapılması için talimat verildiği, bankadan otomatik yüklemeler için dekont talep edilmesi üzerine, sistemden otomatik olarak yapılan yüklemeler için dekont üretilemediği bunun yerine ekstre verilebileceği belirtilerek, banka ekstrelerinin dekont yerine kullanılıp kullanılmayacağı ve iç yüzde yöntemi ile KDV ayrılıp ayrılmayacağı hususlarında Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.
            -VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN;
             Vergi Usul Kanununun 227'nci maddesinde, bu kanunda aksine hüküm olmadıkça bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait kayıtların tevsikinin mecburi olduğu hükme bağlanmış; aynı kanunun 229-242'nci maddelerinde de bu Kanuna göre düzenlenmesi ve alınması gereken fatura ve fatura yerine geçen vesikalar, serbest meslek makbuzu, ücretlere ait kayıt ve vesikalar ile diğer evrak ve vesikalara ait hükümlere yer verilmiştir.
             Aynı Kanunun 253'üncü maddesinde ise, bu kanuna göre defter tutmak mecburiyetinde olanların, tuttukları defterlerle üçüncü kısımda yazılı vesikaları, ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlıyarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecbur oldukları hüküm altına alınmıştır.
             Vergi Usul Kanununun mükerrer 257'nci maddesinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak mükerrer belge düzenleme mecburiyetinin yarattığı külfetleri azaltmak amacıyla bankalar, sigorta şirketleri ve acenteleri, sermaye piyasası aracı kurumları ile ikrazatçılıkla uğraşanların faaliyetleri sırasında düzenleyecekleri belgelerle ilgili olarak 243 ve 246 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile düzenlemeler yapılmıştır.
             Bahsi geçen 243 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile bankaların, yaptıkları hizmet ve satış işlemlerine ilişkin kayıtlarının dayanağı olan fatura yerine, düzenleyecekleri belgelerin kapsamı belirlenmiştir. Buna göre;
            Bankalar, döviz alım satım işlemleri ile menkul kıymetler borsasında aracı kurum sıfatıyla müşterileri adına yaptıkları menkul kıymet alım satımları hariç olmak üzere, yaptıkları bütün hizmetler veya satışlar dolayısıyla lehlerine tahakkuk edecek tutarları tebliğde belirtilen şartlara uygun olarak düzenleyecekleri dekontlarla belgeleyeceklerdir.
             Konuya ilişkin olarak yayımlanan 246 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği  ile Bankaların yaptıkları hizmetler dolayısıyla, lehlerine tahakkuk eden meblağları 243 Sıra No'lu Tebliğde açıklanan esaslara göre düzenlenecek dekontlarla belgelendirecekleri ancak, bankacılık teamüllerine göre bir, üç, altı ay veya bir yıl gibi belirli hesap devreleri itibariyle, devre sonlarında düzenlenen hesap  bildirim cetvelleri (ekstreler) ile bildirilmesi mutad olan faiz, hizmet bedeli, komisyon ve masrafları için dekont yerine aynı bilgileri taşımak şartı ile hesap bildirim cetvelleri düzenleyebileceklerine yer verilmiştir.
            Bu itibarla, bankadan alınan, bankacılık teamüllerine göre  bir, üç, altı ay veya bir yıl gibi belirli hesap devreleri itibariyle, devre sonlarında düzenlenen hesap bildirim cetvelleri (ekstreler) ile bildirilmesi mutad olan faiz, hizmet bedeli, komisyon ve masrafları için dekont yerine aynı bilgileri taşımak şartı ile hesap bildirim cetvellerinin kullanılması mümkün bulunmaktadır.
            -KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN;
            3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1'inci maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye'de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'ye tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.
            29/1'inci maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV'nin indirilebileceği,
            29/3'üncü maddesinde, indirim hakkının, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılacağı belirtilmiştir.
            34/2'nci maddesinde ise, katma değer vergisinin fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesine gerek görülmeyen işlemlerde vergi indiriminin nasıl belgelendirileceğinin Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tespit olunacağı hüküm altına alınmıştır.
            Buna göre, HGS ile geçişlerde kullanılmak üzere (vadesiz mevduat hesabından çekilerek yükleme yapılması konusunda verilen talimat üzerine)  İş Bankası Sultanhamam şubesince sistemden otomatik olarak yapılan yüklemeler için dekont yerine aynı bilgileri taşımak şartı ile düzenlenecek ekstrelerde yer alan işlem bedeline KDV tutarının da dahil tahsil edilmiş olması halinde, ekstrenin düzenlendiği dönemde işlem bedeline iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacak KDV'nin genel hükümler çerçevesinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.

Şubenin yurtdışında mukim merkezden aldığı mühendislik hizmeti

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü


Sayı
:
84974990-130[9-2012-43]-723
17/07/2014
Konu
:
Şubenin yurtdışında mukim merkezden aldığı mühendislik hizmeti.

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, İspanya'da yerleşik (mukim) ...........Şirketinin Türkiye Ankara Şubesi olarak Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları (TCDD) ile yaptığınız bakım hizmeti sözleşmesi kapsamında 2010 yılında adı geçen Şirketten aldığınız mühendislik hizmetine istinaden sorumlu sıfatıyla ödenen KDV nin ve Kurumlar Vergisi Stopajının Vergi Mevzuatı hükümlerine göre uygun olup olmadığının bildirilmesi istenmektedir.
            Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden:
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; Kanunun 1 inci maddesinde sayılan kurumlardan, kanuni ve iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye'de bulunmayanların, dar mükellefiyet esasında sadece Türkiye'de elde ettikleri kazançlar üzerinden vergilendirileceği hükmü yer almış, üçüncü fıkrasında dar mükellefiyette kurum kazancını oluşturan kazanç ve iratlar bentler halinde sayılmıştır.
            Aynı Kanunun 30 uncu maddesinde, dar mükellefiyete tabi kurumların maddede sayılan kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslarda dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından kurumlar vergisi kesintisi yapılacağı belirtilmiş olup, 12/01/2009 tarih ve 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile serbest meslek kazançları üzerinden yapılacak tevkifat oranı petrol arama faaliyeti dolaysıyla sağlanacak serbest meslek kazançlarından %5, diğer serbest meslek kazançlarından %20 olarak belirlenmiştir.
            Diğer taraftan, "Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması "01.01.2004 tarihinden itibaren uygulanmaktadır.
            İspanya mukimi (yerleşik) " ..................." şirketinin Ankara şubesi olarak TCDD Yüksek Hızlı Tren sistemlerinin bakımı hizmetini sunmak amacıyla mezkur şirketten aldığınız mühendislik hizmetleri dolayısıyla yaptığınız ödemelerin anılan Anlaşma'nın "Serbest Meslek Faaliyetleri" başlıklı 14 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
            Söz konusu Anlaşma'nın "Serbest Meslek Faaliyetleri"ni düzenleyen 14 üncü maddesinin 2 nci fıkrası;
            "2. Bir Akit Devlet teşebbüsünün serbest meslek faaliyetleri veya benzer nitelikteki diğer faaliyetleri dolayısıyla elde ettiği gelir, yalnızca bu Devlette vergilendirilebilecektir. Bununla beraber, eğer bu hizmet veya faaliyetler diğer Devlette icra edilirse ve eğer:
            a) Teşebbüs, bu hizmet veya faaliyetleri icra etmek üzere bu diğer Devlette bir işyerine sahip olursa; veya
            b) Hizmet veya faaliyetlerin icra edildiği süre veya süreler, herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde toplam 183 günü aşarsa,
            söz konusu gelir, aynı zamanda bu diğer Akit Devlette de vergilendirilebilir.
            Böyle bir durumda olayına göre, ya yalnızca söz konusu işyerine atfedilebilen gelir, ya da yalnızca bu diğer Devlette icra edilen hizmet veya faaliyetlere atfedilebilen gelir, bu diğer Devlette vergilendirilebilir. Her iki durumda da bu teşebbüs, söz konusu gelir dolayısıyla bu diğer Akit Devlette, bu Anlaşmanın 7 nci maddesi hükümlerine göre vergilendirilmeyi, yani söz konusu gelir bu diğer Devlette bulunan işyerine atfedilebilirmiş gibi vergilendirilmeyi tercih edebilir. Bu tercih, bu diğer Devletin söz konusu gelir üzerinden tevkifat suretiyle vergi alma hakkını etkilemeyecektir."
            hükümlerini öngörmektedir.
            Anılan Anlaşma'nın Prokolü'nün 7 nci maddesinde ise,
            "7. 14 üncü maddenin 2 nci fıkrasına ilave olarak:
            Bir Akit Devlet teşebbüsü tarafından diğer Akit Devlette, bu diğer Devlette bulunan görevli personel veya istihdam edilen personel aracılığı ile hizmet veya faaliyetler (aynı veya bağlı projeler için) icra edilir ise, söz konusu hizmet veya faaliyetin bu diğer Devlette icra edildiği kabul edilecektir."
            hükmü yer almaktadır.
            Buna göre, İspanya mukimi " ..............."nun Türkiye'ye gelmeksizin İspanya'da icra edeceği serbest meslek hizmetleri veya benzer nitelikteki diğer faaliyetleri dolayısıyla elde edeceği gelirleri vergileme hakkı yalnız İspanya'ya aittir. Söz konusu hizmet faaliyetlerinin Türkiye'de icra edilmesi durumunda ise, adı geçen teşebbüsün bu faaliyetleri Türkiye'de bir işyeri vasıtasıyla icra etmesi veya Türkiye'deki faaliyetlerinin icra edildiği süre veya sürelerin herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde toplam 183 günü aşması halinde, Türkiye'nin de bu faaliyetler nedeniyle elde edilen gelirleri vergileme hakkı bulunmaktadır.
            İspanya mukimi teşebbüslerin Türkiye'de icra edecekleri serbest meslek faaliyeti, bu teşebbüslerin personelleri vasıtasıyla Türkiye'de yapacakları serbest meslek faaliyetlerini ifade etmektedir. Faaliyetin Türkiye'de icra edilmesi durumunda, yaptıkları serbest meslek ödemeleri üzerinden vergi tevkifatı yapmak zorunda olan vergi sorumluları, tevkifat yükümlülüğünün doğduğu sırada, istihkak sahibi teşebbüsün faaliyet icrası amacıyla Türkiye'de herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde toplam 183 günü aşan bir süre kalıp kalmama durumunu bilemeyeceğinden söz konusu ödemeler üzerinden vergi tevkifatını yapmak durumundadırlar.
            İspanya mukimi teşebbüsün Türkiye'de serbest meslek icrası için kaldığı sürenin herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde toplam 183 günü aşıp aşmadığının tespitinde; Türkiye'de birden fazla teşebbüse serbest meslek faaliyeti sunuluyorsa bu faaliyetlerin tamamı ve hizmetin Türkiye'ye gönderilen birden fazla personel vasıtasıyla icra edildiği durumda, bunların Türkiye'de toplam kalma süreleri dikkate alınacaktır.
            Kendilerine yapılan ödemelerden vergi tevkifatı yapılan teşebbüsler Anlaşma hükümleri çerçevesinde bu ödemelerin Türkiye'de vergilendirilmemesinin gerektiği durumlarda, bizzat veya vekilleri vasıtasıyla, tevkif edilen vergilerin iadesi için ilgili vergi dairesine başvurabileceklerdir.
            Diğer taraftan, İspanya'da mukim şirketin şubeniz ile TCDD arasında imzalanan sözleşme gereği elde ettiği gelirlerinin de yine Anlaşma'nın 14 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Söz konusu şirketin iş yeri vasıtasıyla elde ettiği gelirleri Türkiye'nin de vergilendirme hakkı olacak ve vergilendirme iç mevzuat hükümlerimize göre yapılacaktır.
            Anlaşma'nın Türkiye'ye vergi alma hakkı tanıdığı durumlarda Türkiye'de söz konusu serbest meslek kazançları üzerinden bu şekilde ödenecek vergiler, Anlaşma'nın "Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi"ne ilişkin 22 nci maddesinin 1 inci fıkrası kapsamında İspanya'da mahsup edilebilecektir.
            Anlaşma hükümlerinin iç mevzuata göre değişiklik getirdiği durumlarda, Anlaşma hükümlerinden yararlanabilmek için İspanya mukimi söz konusu şirketin İspanya'da tam mükellef olduğunun ve tüm dünya kazançları üzerinden bu ülkede vergilendirildiğinin İspanya yetkili makamlarından alınacak bir belge ile kanıtlanması ve bu belgenin aslı ile noterce veya İspanya'daki Türk Konsolosluklarınca tasdik edilen Türkçe tercümesinin bir örneğinin vergi sorumlularına veya ilgili vergi dairesine ibraz edilmesi gerekmektedir."
            Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden:
            3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;
            -1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye'de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,
            -4 üncü maddesinde, hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu, bu işlemlerin; bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi, şekillerde gerçekleşebileceği,
            -6/b maddesinde, hizmetin Türkiye'de yapılmasının veya hizmetten Türkiye'de faydalanılmasının işlemlerin Türkiye'de yapıldığını ifade ettiği,
            -9 uncu maddesinde, Mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığının vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutulabileceği,
            hüküm altına alınmıştır
            KDV tevkifatı uygulamasına ilişkin ayrıntılı açıklamalara Mülga 15 ve 117 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile 26.04.2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (I/C-2.1.2) bölümünde yer verilmiştir.
            Diğer taraftan KDV oranları, KDV Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 30/12/2007 tarih ve 26742 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile Kararnameye ekli (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %1, (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %8, bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için %18 olarak tespit edilmiştir.
            Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, İspanya mukimi ............. Şirketinden aldığınız mühendislik hizmeti genel oranda (% 18) KDV ye tabi olup, hesaplanan verginin sorumlu sıfatıyla 2 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan edilip ödenmesi gerekmektedir.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.

Ciro priminde uygulanacak Katma Değer Vergisi oranı

Günümüz ekonomik sistemlerinin rekabetçi yapısı, piyasada yer alan firmaların, rekabet güçlerini, pazar paylarını ve satışlarını artırabilmek amacıyla çok çeşitli pazarlama tekniklerine başvurmalarını beraberinde getirmektedir. Kuşkusuz bu pazarlama teknikleri içerisinde önemli bir yer tutan uygulamalardan biri de  “ciro primi” olarak bilinen uygulamalardır. Ciro primi uygulaması ile firmalar belirli dönemlerde alıcılarına ayni veya nakdi ödül şeklinde bir takım teşvik imkanları sağlamaktadırlar.
Ürün satışlarını artırmak amacıyla kısmen mal alarak çoğunlukla ise müşteri yönlendirmek karşılığında pazarlama primi alan bir firmanın düzenleyeceği faturada uygulanması gereken Katma Değer Vergisi (KDV) oranının bildirilmesi yönünde başvuruda bulunduğu Gelir İdaresi Başkanlığı Hatay Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından Ciro primleri için uygulanacak Katma Değer Vergisi konusunda verilen Özelge yayınlanmıştır.

Avukatın dışarıdan aldığı avukatlık hizmetlerinde Gelir Vergisi ve Katma Değer Vergisi

Günlük hayatta karşılaştığımız her olay avukatlık hizmeti alınmasını gerektirmemekle birlikte sosyal ve ekonomik ilişkilerin gelişmesi bazı işlemlerde avukatlık hizmeti alınmasını daha akılcı kılmaktadır.
Hele bir de konu özel uzmanlık gerektiren cinsten ise müvekkilinin hakları konusunda riskleri asgari seviyeye indirmek isteyen avukatlar da alanında uzman başka avukatlardan hizmet alma yoluna gidebilmektedir.
Bir Banka ile yaptığı sözleşme kapsamında Bankanın ipotek işlemlerini yürüten bir avukatın bu hizmetin yerine getirilmesi sırasında dışarıdan anlaşma yaptığı avukatlardan da avukatlık hizmeti alındığını belirterek dışarıdan alınan avukatlık hizmeti dolayısıyla ödenen bedeller ile ilgili Bankadan tahsil edilen bedellerin gelir vergisi tevkifatı ile katma değer vergisine tabi olup olmadığı ve dışarıdan alınan avukatlık hizmeti dolayısıyla ödenen bedellerin gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı konusunda Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'ndan talep edilen özelge yayımlanmıştır...

Meslek odalarına verilen hizmetin tevkifat uygulaması kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü


Sayı
:
39044742-KDV.9-841
09/04/2014
Konu
:
Tevkifat uygulaması

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda, İşletmeniz tarafından 6235 sayılı yasa ile kurulan kamu kurumu niteliğindeki meslek odalarıyla yapılan sözleşmeler doğrultusunda bu odalara ait dergi, kitap, afiş, broşür, bülten vs ürünlerin basım işlerini üstlendiğinizi, ancak iktisadi işletmenize ait bir matbaa bulunmadığından söz konusu işlerin dışarıdaki matbaalara yaptırıldığı belirtilerek söz konusu meslek odalarına verilen hizmetin tevkifat uygulaması kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
            3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu'nun 9'uncu maddesinde, mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanunî merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği hüküm altına alınmıştır.
            Konuyla ilgili yayımlanan 117 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin "3.2.12. Her Türlü Baskı Ve Basım Hizmetleri" başlıklı bölümünde, Tebliğin (3.1.2/b) ayırımında sayılanlara karşı ifa edilen baskı ve basım hizmetlerinde alıcılar tarafından (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacağı ve baskı basım hizmetlerinin kapsamı ayrıntılarıyla açıklanmıştır.
             63 No.lu KDV Sirküleri ile değişik 60 No.lu KDV Sirkülerinin (2.2.2.12.) bölümünde de açıklamalarda bulunulmak suretiyle uygulamaya yön verilmiştir.
            Anılan Tebliğ ve Sirkülerdeki açıklamalar çerçevesinde, bir işlemin baskı ve basım hizmetleri kapsamında tevkifata tabi tutulabilmesi, öncelikle bu işlemin hizmet niteliğinde olması şartına bağlı olup teslimlerin bu kapsamda tevkifata tabi tutulması mümkün değildir.
            Dolayısıyla üzerine çeşitli baskılar yapılan ürünlerin bu kapsamda KDV tevkifatına tabi olup olmadığı, baskılı ürünün teslim veya hizmet niteliği taşıyıp taşımadığına göre belirlenecektir.
            Bir işlemin teslim veya hizmet mahiyetinde olup olmadığı ise işlem bedelinin içerisindeki hizmet ve teslimin ağırlığına göre tespit edilecektir.
            Diğer taraftan, söz konusu Sirkülerin bahsi geçen bölümünde "Bir işlemin teslim veya hizmet mahiyetinde olup olmadığı, işlem bedelinin içerisindeki hizmet ve teslimin ağırlığına göre tespit edilecektir. Dolayısıyla, 1 Kr değeri olan bir plastik kağıdın, üzerine marka, içerik, kullanım tarihi, renk, logo gibi bilgiler basılmak suretiyle değeri 5 Kr'a çıkıyorsa, bu işlemin hizmet niteliğinde olduğu kabul edilecektir. Benzer şekilde, koli olarak 10 Kr'a satılan bir karton kutunun üzerine firma adı veya logosu basılmak suretiyle tesliminde fiyatı değişmiyor veya hizmet teslimin tali unsuru olacak şekilde cüzi oranda artıyorsa, bu işlemin teslim niteliğinde olduğu kabul edilecektir." belirlemesiyle, işlem içerisindeki baskın unsurun hizmet mi yoksa teslim mi olduğunun ve hizmetin teslimin tali unsuru olacak şekilde işlemde yarattığı değer artışının daha iyi kavranabilmesi açısından örneklendirmede bulunulmuştur.
            Buna göre tevkifatın, hizmet işlemlerinde ve kapsama giren hizmetlerin bizzat ifa edildiği aşamada uygulanması gerekmekte olup, işletmeniz tarafından Tebliğin (3.1.2/b) ayırımında sayılan kamu kurumu niteliğindeki meslek odalarına ait dergi, kitap, afiş, broşür, bülten vs ürünlerin tarafınızdan basılması ya da bunların grafik uygulama ve tasarım işlemleri tarafınızdan yapıldıktan sonra sorumluluğunuz altında bastırılması suretiyle verilen hizmet, baskı ve basım hizmetleri çerçevesinde değerlendirilerek genel oranda (%18) KDV'ye tabi tutulacak ve söz konusu hizmetler için (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.
            Öte yandan, söz konusu hizmete Kurumunuz tarafından aracılık edilmesi halinde, 117 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği'nin (3.1.2/b) ayrımında sayılmakla beraber 5018 sayılı Kanuna ekli listelerde yer almayan belirlenmiş alıcılara yapacağınız aracılık hizmetleri tevkifat uygulaması kapsamına girmemektedir. Bu durumda matbaa işletmesi tarafından baskı basım hizmeti doğrudan sorumlu tayin edilmiş belirlenmiş alıcıya fatura edilecek ve bu tutara ait KDV üzerinden Tebliğin (3.2.12.) bölümüne göre belirlenmiş alıcı tarafından (5/10) oranında tevkifat uygulanacak, tarafınızdan yalnızca aracılık hizmet bedeli için sorumlu tayin edilen kuruluşa (5018 sayılı Kanuna ekli cetvellerde yer almaması kaydıyla) düzenlenecek faturada gösterilen KDV üzerinden tevkifat yapılmayacaktır.
            İşlem bedelinin yukarıda belirtildiği şekilde ayrıştırılmayıp tamamının tarafınızdan faturalandırılması halinde ise faturada gösterilen toplam KDV tutarı üzerinden Tebliğin (3.2.12.) bölümüne göre (5/10) oranında tevkifat uygulanacağı tabiidir.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.

İthalatın yapıldığı firmanın yapmış olduğu fiyat indirimlerinin belgelendirilmesi

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü)


Sayı
:
39044742-KDV.1-293
19/02/2015
Konu
:
İthalatın yapıldığı firmanın yapmış olduğu fiyat indirimlerinin belgelendirilmesi.

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda, şirketinizin  yurt dışından ithal ettiği hammaddeleri Türkiye'deki ve yurt dışındaki müşterilere sattığı, üretim faaliyetinde bulunmadığı, malların bedelini ve ithalde ödenmesi gereken katma değer vergisi ve diğer yükümlülükleri ödeyerek malların fiili ithalatını yaptığı, yapılan ithalatın genellikle mal mukabili olduğu, distribitör ya da acente şeklinde faaliyette bulunmadığı, ithalatı yapılan mallar ile ilgili olarak yıl sonlarında bazen fiyat farkına istinaden bazen de ithal edilen malların miktarına ilişkin olarak ihracatçı firmaların şirketinize fiyat indirimleri sağladıkları, bu fiyat indirimlerinin ihracatçı firmalar tarafından düzenlenen "Debit Note" denilen bir fatura ile şirketiniz hesaplarına nakit olarak gönderildiği, bu şekilde gelen tutarların şirketiniz tarafından 649 numaralı hesaba  (Diğer olağan gelir ve kârlar hesabı) gelir olarak kaydedildiği belirtilerek; bu işlem için şirketinizce fatura düzenlemesi gerekip gerekmediği ile fatura düzenlenmesi durumunda KDV hesaplanıp hesaplanmayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.
            VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:
            213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinin birinci fıkrasında, "Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir." hükmü yer almaktadır. Söz konusu kayıtların ise mezkûr Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde yer alan, fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu şeklindeki belgelerden herhangi birisi ile tevsik edilmesi gerekmektedir.
            Buna göre, üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait kayıtlar vesikalara dayanılarak tevsik edilecektir.
            Alacak ve borç notu "credit note-debit note" uluslararası ticaret yapan şirketlerce ticarette öngörülmeyecek şekilde ortaya çıkan maliyete ilişkin unsurları karşılıklı olarak dengelemek amacıyla kullanılan notlardır. Bu notlar, genellikle firmalar tarafından fiyat farklılıklarına ilişkin birer düzeltme aracı olarak kullanıldığı gibi, satıcı tarafından alıcıya ticari, lojistik, teknik talepler, komisyon ve indirim gibi nedenlerle de gönderilir.
            Buna göre, yurt dışındaki satıcı tarafından satılan mal miktarına veya fiyat farkına istinaden yurt içindeki alıcı adına fiyat indiriminde bulunması durumunda alınan mal veya hizmetin fiyatı azalacak, dolayısıyla alıcının yurt dışındaki satıcıya olan borcu da azalarak geliri artmış olacaktır. Bu durumda yurt içindeki alıcı firmanın yurt dışındaki firma adına fatura düzenlemesi gerekmektedir. Ayrıca, yurt dışındaki müşterinin credit note düzenlemesi mümkün olmakla beraber kayıtların vergi mevzuatına göre tevsiki açısından faturanın düzenlenmesi zorunluluğu ortadan kalkmamaktadır.
            Öte yandan, tüm tevsik edici belge ve yazışmaların muhafazasının ve gerektiğinde ibraz edilmesinin şart olduğu tabiidir.
            KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
            3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 35 inci maddesine göre; malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, işlemden vazgeçilmesi veya sair sebeplerle matrahta değişiklik vuku bulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan mükellef, bunlar için borçlandığı vergiyi; bu işlemlere muhatap olan mükellef ise indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde düzeltecektir.
             Ayrıca, fatura ve benzeri belgelerde ayrıca gösterilmeyip, yıl sonlarında belli bir dönem sonunda ya da belli bir ciro aşıldığında yapılan iskontolar nedeniyle işlemlerin matrahında değişiklik vuku bulması halinde ne şekilde hareket edileceğine yönelik açıklamalara 26/4/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (III/C-6.1.) numaralı bölümünde yer verilmiştir.
             Buna göre, fiili ithal tarihinden sonra yurtdışındaki firmanın alış iskontosu nedeniyle tarafınıza göndereceği "debit note" belgesine istinaden lehinize bir fiyat indirimi yapılması durumunda, yapılan indirimler nedeniyle işlemin matrahında değişiklik vuku bulmakta olup, bu değişikliğin Kanunun 35 inci maddesi hükümlerine göre düzeltilmesi gerekmektedir.
             Bu itibarla, söz konusu malların ithali sırasında ödenen KDV tutarlarının indirim konusu yapıldığı hususu da dikkate alınarak, mal bedelinde meydana gelen değişikliğe paralel olarak indirim tutarları da düzeltilecektir.
             Bu düzeltme işlemi, matrahta değişikliğin vuku bulduğu vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinde fazladan indirilen tutar, "ilave edilecek KDV" satırında beyan edilmek suretiyle yapılacak olup, tarafınıza gönderilen "debit note" belgesine istinaden yurt dışındaki satıcı firmaya katma değer vergisi ihtiva etmeyen bir fatura düzenlemeniz ve bu faturayı da kayıtlarınıza intikal ettirmeniz gerekmektedir. Öte yandan, düzeltme sonucu "ilave edilecek KDV" satırında beyan edilen KDV tutarının indirim hesaplarına alınması mümkün bulunmaktadır.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.

Üye aidatları ve bağışların POS cihazı aracılığıyla tahsil edilmesinde belge düzeni ile kurumlar vergisi ve katma değer vergisi

Müşterilerin ödeme noktalarında nakit kullanmadan ödeme yapmasını sağlayan, sahip olunan banka kartlarının çiplerindeki bilgileri okumaya, otomatik olarak onay alma ve satışı tamamlamaya yarayan POS cihazları, artık derneklerin üye aidatlarını tahsilinde ya da yapılan bağışları kabulünde kullandığı bir araç haline de gelmiştir.
İktisadi işletmesi ve Kurumlar Vergisi mükellefiyeti bulunmayan, dernekler mevzuatına göre işletme hesabı esasına göre defter tutan bir derneğin üye aidatlarının tahsilinde ve yapılacak bağışların kabulünde POS cihazı kullanılmak suretiyle kredi kartı ile işlem yapılması durumunda kurumlar vergisi ve katma değer vergisi mükellefiyeti tesis ettirilip ettirilmeyeceği ile belge düzeni hususunda Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Başkanlığı'ndan talep ettiği özelgeye cevaben hazırlanan İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı görüşü yayınlanmıştır.

7 Nisan 2015 Salı

Dava konusu edilen 2010-2011 ve 2012 yılı ilk altı ayına faturaların 2012 yasal defterlerine kaydedilerek indirim konusu yapılıp yapılamayacağı

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü


Sayı
:
39044742-KDV.29-297
19/02/2015
Konu
:
Dava konusu edilen 2010-2011 ve 2012 yılı ilk altı ayına faturaların 2012 yasal defterlerine kaydedilerek indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hk.

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda; kiracı olduğunuz mağazanın kira sözleşmesinin 2010 yılında yenilenmesi sırasında aylık ödenen kira, ortak alan katılım payı ile reklam gider payı tutarları üzerinde ihtilaf çıktığı, ihtilafa konu hususlarla ilgili olarak 15/06/2010 ve daha sonraki tarihlerde adınıza dava açıldığı, kiralayan firmanın kendi belirlediği tutar üzerinden aylık olarak gönderdiği faturaların yasal defterlere kaydedilmeyerek noter kanalıyla ihtarname çekilerek iade edildiği, çeşitli tarihlerde açılan davalara ilişkin olarak mahkemenin 2012 yılında verdiği karar ile 2010-2011 ve 2012 yıllarına ilişkin toplam 892.232,39 TL kira, ortak alan katılım payı ve reklam bedeli ile 86.880,94 TL inkâr tazminatı ödenmesine karar verdiği belirtilerek, süresinde kanuni defterlere kaydedilmeyerek noter kanalıyla iade edilen 2010, 2011 ve 2012 yılı ilk altı ayına ait faturaların davanın şirketiniz aleyhine sonuçlanması üzerine 2012 yılı yasal defterlerine kaydedilerek KDV tutarlarının indirim konusu yapılmasının ve karşılık ayrılarak gider yazılan tutarı aşan kira bedeli ile diğer ortak alan ve reklam katılma payları ile ödenen inkâr tazminatının 2012 yılı kurum kazancından indiriminin mümkün olup olmayacağı konularında Başkanlığımızdan görüş sorulmaktadır.
            VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
            213 sayılı Vergi Usul Kanununun 219 uncu maddesinde, "Muameleler defterlere zamanında kaydedilir. Şöyle ki:
            a) Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.
            b) Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz vermez.
            c) Günlük kasa, günlük perakende satış ve hasılat defterleri ile serbest meslek kazanç defterine muameleler günü gününe kaydedilir." hükmü yer almaktadır.
            Bu itibarla, mahkeme kararına göre belirlenerek ödenen 2010 ve 2011 yılı ile 2012 yılının ilk altı ayına ait kira bedeli ile ortak alan katılım payı ve reklam katılım payının mahiyet ve tutar itibarıyla kesinleştiği 2012 yılı kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerekmekte olup 2010 ve 2011 yılı defterlerine kaydedilmeyen söz konusu giderlerin genel muhasebe ilkelerine uymak ve 2012 yılı gelir/gider hesaplarıyla bağlantı kurulmak suretiyle içinde bulunulan yılın defterlerine kaydedilmesi mümkün bulunmaktadır.
            KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 11 inci maddesinde; kurum kazancının tespitinde indirilemeyecek giderler sayılmış ve maddenin (g) bendinde "sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddi ve manevi zarar tazminat giderleri" nin indirim konusu yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
            193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde, safi kazancın tespit edilmesi sırasında indirilecek giderler sayılmış olup, maddenin (1) numaralı bendi ile ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılacağı hükme bağlanmıştır.
            Ticari kazancın tespitinde tahakkuk esası geçerli olup, bir giderin safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılabilmesi için mahiyet ve tutar itibariyle kesinleşmiş olması, kazancın elde edilmesi ve idamesi arasında bir illiyet bağının bulunması, kazancın elde edilmesine yönelik olması, bu giderlerin tevsik edici belgelere dayanması ve yasal kayıtlarda izlenmesi, karşılığında gayri maddi bir kıymet iktisap edilmemiş olması ve maliyete dahil edilecek giderlerden olmaması gerekir.
            Bu hüküm ve açıklamalara göre, mahkeme kararına göre belirlenerek ödenen 2010 ve 2011 yılı ile 2012 yılının ilk altı ayına ait kira bedeli ile ortak alan katılım payı ve reklam katılım payının mahiyet ve tutar itibarıyla kesinleştiği 2012 yılı kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkündür.
            Öte yandan, mahkeme tarafından hükmedilen inkâr tazminatının 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin (g) bendine göre, kurum kazancınızın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.
            KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
            KDV Kanununun "Vergi İndirimi" başlıklı 29/1 inci maddesinde; mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri, 29/3 üncü maddesinde ise indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği hükümlerine yer verilmiştir.
            Buna göre, 2010 ve 2011 yıllarına ilişkin olarak yasal defterlere kaydedilmeyen faturalarda yer alan KDV'nin 2012 yılında indirim konusu yapılması vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşıldığından mümkün bulunmamakta olup, 2012 yılı ilk altı ayına ait faturaların ise 2012 yılı yasal defterlerine kaydedilerek 2012 yılı içerisinde indirim konusu yapılabileceği tabiidir.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.

Fazla veya yersiz olarak hesaplanan Katma Değer Vergisinin iadesi




T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü


Sayı
:
84974990-130[8-2014-5]-193
20/02/2015
Konu
:
Fazla veya yersiz olarak hesaplanan verginin iadesi

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, ... Genel Müdürlüğü adına tüm vergi işlemlerinin İşletme Müdürlüğünüz tarafından yürütüldüğü, işletme müdürlüklerince ihalesi iptal edilen veya çeşitli nedenlerle iadesi gereken fazla ve yersiz tahsil edilen katma değer vergisinin (KDV) iadesinin nasıl yapılacağı sorulmaktadır.
3065 sayılı KDV Kanununun (8/2) nci maddesinde, vergiye tabi bir işlem söz konusu olmadığı veya KDV'yi fatura veya benzeri vesikalarda göstermeye hakkı bulunmadığı halde, düzenlediği bu tür vesikalarda KDV gösterenlerin, bu vergiyi ödemekle mükellef olduğu; bu hususun kanuna göre borçlu oldukları vergi tutarından daha yüksek bir meblağı gösteren mükellefler için de geçerli olduğu; bu gibi sebeplerle fazla ödenen vergilerin, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre ilgililere iade edileceği hüküm altına alınmıştır.
KDV Genel Uygulama Tebliğinin, (I/C-1.1.2.) "Fazla veya Yersiz Ödenen Verginin İadesi" başlıklı bölümünün üçüncü ve dördüncü paragraflarında sırasıyla;
Fazla veya yersiz olarak hesaplanan vergi, öncelikle satıcı tarafından alıcıya iade edilecektir. Alıcının indirim hakkı bulunan mükellef olmaması durumunda, satıcının söz konusu fazla veya yersiz KDV tutarını alıcıya ödediğini gösterir bir belge ile vergi dairesine başvurması gerekmektedir. Alıcının indirim hakkı bulunan bir mükellef olması durumunda ise, satıcının fazla veya yersiz KDV tutarını alıcıya ödediğini gösterir belgeye ek olarak, alıcının fazla veya yersiz KDV tutarını indirim hesaplarından çıkarmak suretiyle düzeltme yaptığının alıcının vergi dairesinden alınacak bir yazıyla tevsiki de istenecektir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli cetvellerde yer alan idare, kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla fazla ve yersiz uygulanan vergi, söz konusu idare, kurum ve kuruluşlar tarafından düzenlenecek yazıya istinaden vergi dairesi tarafından yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda alıcıya iade edilir. Söz konusu yazının genel bütçeli idarelerde söz konusu tutarın tahsil edildiği ve gelir hesaplarına aktarıldığı, diğer idare, kurum ve kuruluşlarda ise beyan edilerek vergi dairesine ödendiğini tevsik etmesi gerekir.? açıklamalarına yer verilmiştir. 
Buna göre; tasfiye işletme müdürlüğünüzün,
- 5018 sayılı Kanuna ekli cetvellerde yer alan kurum ve kuruluşlardan olması halinde fazla veya yersiz uygulanan verginin, Tebliğin (I/C-1.1.2.) bölümünün dördüncü paragrafında belirtilen usuller çerçevesinde,
- 5018 sayılı Kanuna ekli cetvellerde yer alan kurum ve kuruluşlardan olmaması halinde ise fazla veya yersiz uygulanan verginin, Tebliğin (I/C-1.1.2.) bölümünün üçüncü paragrafında belirtilen usuller çerçevesinde,
alıcıya iadesi mümkün bulunmaktadır.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.

Dahilde İşleme İzin Belgesi kapsamındaki işlemlerin KDV beyanı

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)


Sayı
:
21152195-35-02-94
26/02/2015
Konu
:
DİİB kapsamındaki işlemlerin beyanı

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; dahilde işleme izin belgesi (DİİB) kapsamında katma değer vergisi (KDV) ödemeksizin satın alınan girdileri kullanarak üretilen malların KDV Genel Uygulama Tebliğinin (IV/A-1.5) bölümüne göre ihraç kayıtlı olarak tesliminde hesaplanıp tahsil edilmeyen KDV'nin tecil edilememesi nedeniyle iade edilecek KDV tutarı bulunması halinde, KDV ödemeksizin temin edilen girdiler nedeniyle iadesi talep edilemeyen tutarın indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ile indirim konusu yapılabilecek ise KDV beyannamesinin hangi satırında gösterileceğine ilişkin Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.
            KDV Genel Uygulama Tebliğinin (IV/A-1.5) bölümünde; DİİB sahibi mükelleflerin 3065 sayılı Kanunun geçici 17 inci maddesi kapsamında temin ettikleri malzemeleri kullanarak ürettiği malları Kanunun (11/1-c) maddesi kapsamında ihraç kayıtlı teslime  konu edebilecekleri; DİİB kapsamında KDV ödemeksizin satın aldığı girdileri kullanarak ürettiği malı Kanunun (11/1-c) maddesi kapsamında ihraç kayıtlı olarak teslim eden bir mükellefin iade alacağı KDV tutarının, ihraç kayıtlı teslim nedeniyle hesaplayıp tahsil etmediği KDV tutarından, bu ürün için DİİB kapsamında aldığı girdiler nedeniyle ödemediği KDV tutarı düşüldükten sonra kalan tutardan fazla olamayacağı açıklanmıştır.
            Buna göre, DİİB kapsamında ürettiği malları ihraç kaydıyla satan mükelleflerin bu teslim ile ilgili KDV iade taleplerinde aşağıdaki gibi hareket edilmesi gerekmektedir.
            1. İhraç kaydıyla teslimin ilgili dönem beyannamesinde beyanı sonucunda hesaplanan KDV'nin tamamı "Tecil Edilecek KDV" satırında yer alıyorsa mükellefe herhangi bir KDV iadesi yapılmayacak, ihracat gerçekleştiğinde tecil edilen vergi terkin edilecektir.
            2. İhraç kaydıyla teslimin ilgili dönem beyannamesinde beyanı sonucunda hesaplanan KDV'nin tamamı "İhracatın Gerçekleştiği Dönemde İade Edilecek Tecil Edilemeyen KDV" satırında yer alıyorsa, ihraç kaydıyla teslim nedeniyle hesaplanan KDV ile KDV ödenmeyen alımlar nedeniyle satıcılar veya gümrük idaresi tarafından hesaplanan KDV arasındaki farkın iadesi talep edilecektir.
              Bu hesaplama sonucu "İhracatın Gerçekleştiği Dönemde İade Edilecek Tecil Edilemeyen KDV" satırında yer almasına rağmen iadesi talep edilemeyen KDV tutarı ise, iade talep dilekçesinin verildiği dönem beyannamesinin "İndirimler" kulakçığının "İndirimler" tablosunun "107 Kanunun (11/1-c) ve Geçici 17 inci Maddelerinden Doğan İadelerin İndirim Yoluyla Telafisi Nedeniyle İndirilecek KDV" satırı aracılığıyla  tekrar indirim hesaplarına alınacaktır.
            3. İhraç kaydıyla teslimin ilgili dönem beyannamesinde beyanı sonucunda hesaplanan KDV'nin bir kısmının "Tecil Edilecek KDV" bir kısmının "İhracatın Gerçekleştiği Dönemde İade Edilecek Tecil Edilemeyen KDV" satırında yer alması halinde,
              - İhraç kaydıyla teslim nedeniyle hesaplanan KDV (A), KDV ödenmeyen girdiler nedeniyle hesaplanan KDV (B) farkı bulunacaktır.
              - (A-B) farkı, ihraç kaydıyla teslimin beyan edildiği dönem KDV beyannamesindeki "İhracatın Gerçekleştiği Dönemde İade Edilecek Tecil Edilemeyen KDV" satırında yer alan tutardan büyükse, "İhracatın Gerçekleştiği Dönemde İade Tecil Edilemeyen KDV" satırındaki tutar, küçükse (A-B) farkının iadesi talep edilebilecektir.
            Bu şekilde yapılan hesaplama sonucu "İhracatın Gerçekleştiği Dönemde İade Edilecek Tecil Edilemeyen KDV" satırında yer almasına rağmen iadesi talep edilemeyen KDV tutarı ise, iade talep dilekçesinin verildiği dönem beyannamesinin "İndirimler" kulakçığının "İndirimler" tablosunun "107 Kanunun (11/1-c) ve Geçici 17 inci Maddelerinden Doğan İadelerin İndirim Yoluyla Telafisi Nedeniyle İndirilecek KDV" satırı aracılığıyla  tekrar indirim hesaplarına alınacaktır.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.

Satış iade faturalarının indirimli orana tabi KDV iadesi işleminde yüklenilen KDV listesine dahil edilip edilmeyeceği

T.C.
UŞAK VALİLİĞİ
Defterdarlık GELİR MÜDÜRLÜĞÜ


Sayı
:
52796708-3065/03-1
02/03/2015
Konu
:
Satış iade faturalarının indirimli orana tabi kdv iadesi işleminde yüklenilen kdv listesine dahil edilip edilmeyeceği

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eki dilekçenin incelenmesinden; satış iadelerine ilişkin KDV nin yüklenim konusu yapılıp yapılamayacağı, ayrıca geri gelen malın başka bir müşteriye tekrar satılması durumunda bu satış işlemi için yüklenilen KDV nin nasıl hesaplanacağı konusunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.
            KDV Kanununun 29/2 maddesi ile 28 inci madde uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde indirilemeyen ve tutarı Bakanlar Kurulunca tespit edilecek sınırı aşan verginin Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre iade edileceği hüküm altına alınmıştır.
            İndirimli orana tabi işlemlerden kaynaklanan KDV iade taleplerinin sonuçlandırılmasında izlenecek usul ve esasların belirlendiği 26.04.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (III/B-3.4.5.) bölümü ile mülga 119 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (6.5.) bölümünde;
            "... İndirimli orana tabi teslim ve hizmetlerin gerçekleştiği vergilendirme döneminden sonra malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, işlemden vazgeçilmesi veya sair sebeplerle işlem matrahının değişmesi durumunda düzeltme yapılması gerekmektedir.
            Bu düzeltme defter kayıtları ve beyanname üzerinde yapılacaktır. Dolayısıyla vergiye tabi işlemi gerçekleştiren mükellef, hesapladığı vergiyi, matrahta değişikliğin vuku bulduğu döneme ait e-beyannamenin "indirimler" kulakçığı altındaki "103" kodlu "Satıştan İade Edilen, İşlemi Gerçekleşmeyen veya İşleminden Vazgeçilen Mal ve Hizmetler Nedeniyle İndirilmesi Gereken KDV" satırına yazılmak suretiyle tekrar indirim hesaplarına alarak düzeltecektir.
            Bu çerçevede, indirimli orana tabi bir işleme ait iade talebi sonuçlandırıldıktan sonra KDV iadesini ortaya çıkaran işlemden vazgeçilmesi veya satılan malların bir kısmının geri gelmesi durumunda şu şekilde hareket edilecektir.
            a) Matrahta değişikliğin vuku bulduğu vergilendirme döneminde, defter kaydı ve beyanname üzerinde gerekli düzeltmeyi yapan mükellefin vergi dairesine yazılı olarak müracaat edip, daha önce iadesini aldığı tutarı iade etmesi halinde bu tutar, gecikme faizi ve vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın mükelleften geri alınacaktır.
            b) Mükellefin, matrahta değişikliğin vuku bulduğu dönemde düzeltme işlemini yapmaması halinde; indirimli orana tabi işlem nedeniyle iade edilen KDV, matrahta değişikliğin vuku bulduğu dönemden düzeltmenin yapıldığı döneme kadar gecikme faizi uygulanarak vergi ziyaı cezası ile birlikte mükelleften aranacaktır.
            Öte yandan matrahta değişikliğin indirimli orana tabi malların iade edilmesinden kaynaklanması durumunda;
            c) İade edilen malların, iadenin gerçekleştiği vergilendirme döneminde yeniden satışa konu edilmesi halinde satış daha düşük fiyattan gerçekleşmişse (iade tutarı artacağından) mahsup işlemi yapılarak aradaki fark, iadeye konu edilebilecektir. Satış daha yüksek bir fiyattan gerçekleşmişse (iade tutarı azalacağından) mahsup işlemi yapılarak aradaki fark mükelleften tahsil edilecektir.
            d)İade edilen malların daha sonraki bir vergilendirme döneminde satışa konu edilmesi halinde daha önce iade edilen tutar (a) veya (b) bölümündeki açıklamalara göre mükelleften tahsil edilecektir. Mükellef yeni işlem nedeniyle genel esaslara göre iade talebinde bulunacaktır."
            açıklamalarına yer verilmiştir.
            Buna göre, indirimli orana tabi malların iade edilmesi durumunda yeniden satışa konu edilen mallara ait yüklenilen KDV ile ilgili olarak yukarıda ifade edilen (c) ve (d) bentlerindeki açıklamalar çerçevesinde işlem yapılması gerekmektedir. İade edilen mallara ilişkin olarak alıcı tarafından hesaplanan KDV daha önce bu işlem ile ilgili olarak Şirketinizin hesapladığı KDV tutarının düzeltilmesine yönelik olduğundan, bu tutarın Şirketinizce yüklenilen KDV olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.

Engellilerin kullanımına mahsus üretilen engelsiz tuvalet ve bebek bakım kabini teslimininde istisna uygulaması

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü


Sayı
:
39044742-010.01-2179
08/09/2014
Konu
:
Engellerin kullanımına mahsus üretilen engelsiz tuvalet ve bebek bakım kabini teslimininde istisna uygulaması
            İlgide kayıtlı özelge talep formunda, sosyal sorumluluk projesi kapsamında her türlü engellinin kullanımı amacıyla fason olarak "engelsiz tuvalet ve bebek bakım kabini" imalatı işi ile iştigal ettiğiniz, bu ürünleri başta belediyeler olmak üzere çeşitli kurumlara ve engellilere sattığınızı belirterek, söz konusu ürünün tesliminin katma değer vergisinden (KDV) istisna olup olmadığı hususunda görüş sorulmaktadır.
            3065 sayılı  KDV Kanununun;
            -1/1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin, 1/2 maddesinde, her türlü mal ve hizmet ithalatının KDV ye tabi olduğu,
            -17/4-s maddesinde, özürlülerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç ve özel bilgisayar programlarının tesliminin KDV den istisna olduğu,
            hüküm altına alınmıştır.
            Diğer taraftan, 26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren KDV Genel Uygulama Tebliğinin (II/E-1.1.)  bölümünde,
            "Münhasıran engellilerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamlarında kullanmaları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç (örneğin; görme engellilerin kullandıkları baston, yazı makinesi, kabartma klavye; ortopedik engellilerin kullandıkları tekerlekli sandalye, ortez-protez gibi cihaz ve araçlar) ile özel bilgisayar programları istisna kapsamında kabul edilir. Binek otomobili ve diğer nakil vasıtalarının ise sözü edilen "araç-gereç" kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
            Engelliler dışında engelli olmayanlar tarafından da kullanılması mümkün olan araç ve gereçlerin teslimi, bu istisna kapsamında değildir.
            İstisna, münhasıran engellilere yapılan teslimlerle sınırlı olmayıp, kapsama giren araç ve gereçlerin her safhada tesliminde ve ithalinde uygulanır."
            açıklamasına yer verilmiştir.
            Buna göre, firmanız tarafından "engelsiz tuvalet ve bebek bakım kabini" teslimi Kanunun 17/4-s maddesindeki istisna kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, genel hükümlere göre KDV ye tabi tutulacaktır.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.